Yeni TCK paniği
M. Kemal AYÇİÇEK- 15 mart 2005
Başbakan hedef tahtası oldu. Olur. Bir ülkenin başbakanı yeri geldiğinde bunlara katlanacaktır.Neden peki bu kampanya? Elbette yeni TCK, öyle değil mi? Yeni TCK’da ne var? Asparagas haber yapan(!) muhabirler ya da yazarlar, bundan böyle istedikleri gibi yazı yazamayacaklar. EE bunun neresi kötü? Başka ne var, efendim ben devletin parasını hüplemişleri “hortumcu” olarak yazamayacağım. İyi de hortumcu diyemezsen haber yazamıyor musun? İlla süslü ve de sözde iddialı yazı yazmak zorunda mısın?
Peki ya traj kaybedince ne yaparım telaşından değil mi? Kolaydı kur’an kurslarına girip bir resim çekip altına yazı döşenmek, herkesin işine geliyordu. Gazetede çok tatlı resimler ve de ardından hurra bir “irtica” kampanyası yapılabiliyordu değil mi? Şimdi ne olacak bu 1 Nisan 2005’te yürürlüğe girecek olan TCK ile bunlar artık yapılamayacak değil mi? Kuyruk sancısı bu değil mi? Neden peki, traj düştüğünde irtica haberlerini traj artırmak için yapmıyor muyduk? Sahi başbakanların giyim kuşamına bakarak bu ülkede gazetecilik talimatları verilmiyor muydu?
Unutmuyorum, 1993 yılının sonbaharında Tansu Çiller başbakanlık koltuğuna oturunca, Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmenliğine yeni oturan Ertuğrul Özkök imzasıyla tüm bürolara şöyle bir teleks emri geçildi, “bundan böyle irtica haberleri geçilmeyecek ve irtica muhabirlerinin sağlık ve adliyelere yönlendirilmesine vs..vs..” diye talimat verildi. O zamanlar bugünkü gibi internet falan yom faks var ama genelde telekslerdi gazete bürolarının en etkin iletişim araçları..O teleksten notu ben aldım ve şefime götürdüm. Aynen yazılı olan buydu ve ondan sonrada gerçekten bizim kurs veya hoca veya cami gibi haber yapmamıza gerek kalmadı.
Olay kısaca şu, evet bizim bugüne dek alışmadığımız veya dikkat etmediğimiz bir yazım tarzında daha dikkat ve de titiz araştırmaya yönelmemiz gerekecek. Her aklımıza geldiği gibi haber yapamayacağız .Kişi hak ve hürriyetlerine daha saygılı ifade seçeneklerine yöneleceğiz.Haberci açısından durum budur. Biz de ne vardı sahi, beş “N” bir( Ne? Nerede? Ne zaman? Nasıl? Niçin?) ve“K” (Kim?) kuralı yok muydu haber yazımı için, bunda bir değişiklik var mı? Yok, o halde neden gocunuyoruz ki? Eğer gerçekten biri suç işliyor ve siz bunu yazıyorsunuz ve o karşı tarafın suçu sabit oluyorsa bunda sizin açınızdan ne gariplik var? Tazminat talebinde bulundu da sen mahkum mu oldun?
Muhabirler, zaten son yıllarda moda haline gelen branşlaşmaya geçecek ve kendini geliştirecek ve kişi hak ve hürriyetlerini ihlal etmeden haber yapacak, bu olmayacak şey mi? Haber yazarken illa birilerini savcı ya da hakim gibi cezalandırma hakkını kendimizdemi bulup öylece bilip bilmeden ahkam keseceğiz? Yani durup dururken siz asparagas haber yapacaksınız ve ardından da hiçbir koğuşturmaya yer olmayacak hakkınızda sonra siz o yaptığınız haberle, bu ülkede malum zamanlarda ve malum kimilerinin himmetindeki “Gazetecilik yarışmaları” nda bilmem ne ödülünü de utanmadan sıkılmadan alacaksınız ve sonra da bu ülkede “şanlı” gazeteci olacaksınız öyle mi? Evet kurulu bir düzeniniz vardı ve buna devam edemeyeceksiniz onun için de hedef tahtasına Başbakanı ve hatta bu yasayı Ekim ayında çıkaran milletvekillerini oturtacaksınız öyle mi? Yok öyle yağma, herkes haddini ve demokrasideki yerini ve hududunu bilecek. Başkalarının hürriyet sınırlarında hiçbir gazetecinin gezinme hakkı yoktur, bakmayın bugüne dek olduğuna ama bundan sonra olmamalıdır. Evet, sahi sormazlar mı adama bu yasa bugün çıkmadı, 1 Nisan’da da çıkmıyor, uygulamaya koyuluyor. Neden peki madem eksikleri vardı da bugüne dek sustunuz da, yeni TCK’daki gazeteci aleyhindeki maddeleri şimdi ortaya çıkarıp, bas bas bağırıyorsunuz? Yani siz okur yazar olmayan insanlarmısınız? Sizinle ilgili yasa çıkmış altı ay olmuşta şimdi tam uygulamasına geçileceği sırada feveran ediyorsunuz yani kimi kandırıyorsunuz? Neden bu tepki, Başbakan sizi “avrupaya bizi ispiyonladınız” çıkışında bulundu diye öyle değil mi? Yani 8 Mart olan kadınlar günü için 6 mart’ta eylem yapan bilmem ne örgütünün provakosyonuna alkış tutacaksınız adeta ve ülke çıkar ve menfaatlerini göz ardı edeceksiniz başbakandan zılgıt yenilince bu başbakanı hedef tahtası yapacaksınız, işte bu değil gazetecilik! Bunu millete kalkıp izah edemezsiniz.
Vatandaş eskisi gibi değil artık her evde ya da ofislerde bilgisayar var ve haberler artık eskiden sizin göstermek istediğinizi gösterdiğiniz gibi gözükmüyor sadece, eğer haberse bunu vatandaş gazete genel yayın yönetmenleri kadar rahatlıkla yakından izleyebiliyor ve öğreniyor. Neyin gerçek olup olmadığını artık vatandaş bir çok genel yayın yönetmeninden daha önde izliyor. Ama bunu maalesef hala o sırça köşklerden gazetecilik yapmaya çalışanlar fark edemiyor. Yoksa işin içinde vatandaşın bilmediği ve başbakanın itiraf ettiği gene o hortum mortum mevzuları mı var? Hı? Biz bilmiyoruz da bilenler varsa beri gelsin de biz de bilek olmaz mı? Yoksa bu başbakan hala yalan mı söylüyor? Sahi saygı değer dostlar siz ne dersiniz? Kalın sağlıcakla.
