Ya sabır hacı


M. Kemal AYÇİÇEK – 11 Şubat 2005

 

 Hacılar dönüyor, bol bol hacı anıları dinliyoruz. Kimler, buradan “değişim niyeti” ile kutsal topraklara gidip, değişime ne kadar nasıl direnebiliyor. Buradan giderken, dönüşüne nasıl bir kimlikle hazırlanıyor. Görmediği yakınlarına kavuşunca o “tövbe”lerine ne kadar sadık kalabiliyor? Ya da kalabiliyor mu?

 

Kota uygulaması nedeniyle son yıllarda hacca gidebilmek adeta bir  şans  işine dönüşüyor. Konulan sınırlı sayıdaki kontenjan, adeta ön elemeler ardından kesin kayıtlar ve ardından da hacca gidebilmek için alınan son vizeden sonra şanslıysanız kutsal topraklara gidip dini vecibenizi yerine getiriyorsunuz. Her yıl değil ama bu yıl 3 hacı ziyaretim oldu. Geçmişte birlikte kahvelerde oyun oynadığım arkadaşımdı ikisi. Sohbetlerimiz de kahve sohbetlerine benzemiyor tabi ama her iki kelimesinden birinin sin kaf olduğu bir insan, o topraklarda gerçekten değişebiliyor mu  merak ediyorum. Bu bir kültür aynı zamanda tabi,  Kolay bir şey olmadığını  az çok tahmin edebiliyorum.

 

Eh insan 39 günlüğüne gittiği  hac farizasını yerine getirince elbette sadece ismi varken bir de unvan alıp geri dönüyor. “Hacı”  ünvanlı arkadaşlarımdan biri, tam kabede kıldığı namazı anlatırken sinirlendi, kızardı bozardı anladım kalbinden nelerin geçtiğini, dinledik. “tam namaza duracakken  izvandot gibi bir  Arap, tam önümde gelip namaza durmaz mı? Benim secde edecek fırsatım kalmadı. Bereket arkadan başka bir hacı gördüde beni olduğum yerde çevirdi de adama vurmaktan vazgeçtim” ama sonra selam verildikten sonra onu genede dirseği ile nasıl yere serdiğini de gülerek anlattı. Bu olayı yaparken, “ya hacı sabır” dendiğini ama işin kolayının “ya hacı sabır” şekline dönüştürüldüğünü söyledi.

 

Evet orada “selam” ve “ya hacı sabır” international (Uluslar arası) anlaşılabilir ifadeler. Dilinizi bilmeyen ve sizinde dilini bilmediğiniz insanlara orada bu ifadeleri kullanıyor olmanız onlarla anlaşabilmenizi sağlayabiliyor. Elbette dil bilemedikleri için çektikleri sıkıntıları anlatıyorlar ama yapılan haksızlıklara da tepki koymayı yinede beden dili ile ifade etmekten geri kalamayabiliyorlar. Ya kendi ülke insanının orada senin sabrını denemesine nasıl tahammül edeceksin? Buradaki kötü alışkanlıklarını oraya taşıyan tiplerle nasıl anlaşacaksın?

 

İki kelimesinden biri sin kaf olan bir yakınım birkaç yıl önce hacca gitmişti, dönüşünde çok merak ettiğim onun orada  nasıl sabrettiğini ve kesin bir olayının var olduğunu bilerek, hoş beş edip de Hacerül esfed’e ( Kabe’deki Kutsal taş) sürdüğü elini yüzümde gezdirdikten sonra ona “kimseye sövdün mü” dedim, tabi bunu sadece onun duyabileceği kadarıyla söyledim ama hemen gülmeye başladı ve olayı anlatmaya koyuldu. “ Hac görevimiz bitmiş tam dönüşe geçmişiz ve otelden ayrılıyoruz.  Kafile de bizim otobusümüz ilk sıradaydı. Eşyalarımızı bu otobüse koyuyoruz, son bavulumu getirdim ki, bizim otobüsün önündeki sıra numarası değiştirilmiş. Uyanık biri gelip bizim otobüsün ön camındaki nurayı bir arkadaki arabanın numarasıyla değiştirmiş. Bunu fark edince otele döndüm,  otelin salonunda diğer türk hacılarla karşılaştım ve bu numarayı kimin değiştirdiğini sordum kimse  sesini çıkarmadı, kafilemizin din görevlisi beni sinirli görünce yanıma geldi, susmamı istediyse de ben de sabır kalmadı, otobüsün numarasını hangi a…… felan ettuğum değişti lan dedim, o adamı bulacağım ve kavga edeceğim o sırada bizim din görevlisi “ya sabır hacı” demez mi? Ben de dedim ki ya sabır ya sabır da ben şeyimi Türkiye’de bırakmadım ki hocam, yeter yav diye isyan ettim.” Tabi tanıyor o numarayı yapanın kim olduğunu meğer daha önceden de bir olayları olmuş, aynı uyanıklığı bu defalarca yapmışmış. Onun ikinci otobüsteki bir oflu hacı olduğunu ve bir an önce hareket etsinler diye numarayı   değiştirdiğini söyledi. Fakat diyor, “numarayı değişsen ne olacak otobüsteki eşyaları değiştirmedikten sonra nasıl erken gideceksin, bu kadar da geri zekalılık olur mu?” e haklı değil mi? Nasıl sabretsin o hacı? Evet sabır çok güzel bir olay da onu yapabilmek bir meziyet değil mi? Herkese nasip oluyor mu? Keşke olabilse ama bunu yapabilmek sanırım evliya sabrını gerektiriyor. Sahi, evliyalar günümüzde yaşıyor olsalar dı sabredebilirler miydi sizce?

 

Kumar masasındaki eski arkadaşlarımın hacı ziyaretine bir akşam sonrada babam ve amcamları alarak ikinci kez gittim. Tabi giderken de babama ve amcamlara, onların kahve arkadaşım olduklarını söylediğimde “demek sıra sana geldi” diyiverdiler. Hac olayı nasip olayı, herkese kahveye gider gibi nasip olmaz elbette ama güzel bir olay. Her ne kadar turistik amaçlı da olsa gezip görmek elbette insana çok şey kazandırır. Bizim ülkemize gelip kutsal  yerleri gezen yabancılar burada nasıl “hacı” oluyorken bizim gözümüzde birer tursitlerse, bizlerde orada aynı görüntülerde olmuyor muyuz ? Olsun öyle olsak da yinede çevremizden hacca gidip gelenleri onore etmek içim ziyaret edip hurma ve zemzem sularından içmeliyiz. Turistik olsa da önemli bir kaynaşma kültürü bu öyle de kabul edebilirsiniz öyle değil mi? Kalın sağlıcakla.Foto Galeri

  1. Mayıs 8, 2009, 2:19 am | #1

    Hi, cool post. I have been pondering this topic,so thanks for sharing. I’ll probably be coming back to your posts. Keep up the good posts

  1. Henüz geridönüş yok.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.