Veli mi yim deli mi?


Mustafa Kemal AYÇİÇEK-27.8.2004

Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı “eğitim reformu”nu kayıtsız şartsız destekliyorum! Neden diye soracaksınız biliyorum, varın sorun önemli değil. Ben bir veli olarak bakıyorum olaya ve kendi çocuklarımın eğitiminin yetersizliğine tanık olduğum için de bundan daha da beter bir durum olmayacağını bildiğim içinde önyargılı olarak destekliyorum. İçeriğini bilmeme  gerek yok diye düşünüyorum.

 

Hangi velidir bugün çocuklarının eğitiminden memnun olan ki? Var mı dır acaba? Sanmıyorum ama elbette parasıyla puluyla çocuğunu okutanları kastederek değil de devlet kurumlarında, “çocuğumu devlete teslim ettim nasılsa eğitiliyor” diye güven besleyen saf ve belki de benim gibi deliler için düşünüyorum. Neden deli olduğuma takılmış olabilirsiniz belki, o da şu; ben ki  eğitimim dört dörtlük olsun, kültürlü birisi olayım diye liseye özellike kendi tercih ettiğim bir okulu paralı yatılı okuma pahasına gitmiş ve okuyamamışım, istediğim kültürü edinememişim elbette deliyim! O günün şartlarında üstelik. Bulunmaz bir fırsattı. Okulun önünden sağından solundan kurşunlar vızır vızır geçerken, yandaki liseden okulumuza saldırılar yapılıp,  sınıfın camları taşlanıp, camlar bizi yaralarken, kurşunlardan zar zor sıyırırken vesıraların altlarına serilip canımızı zor kurtararak okumaya çalışırken, bugün kalk sen veli ol ve bu sistemden memnun kal! Olacak şey mi? Bunu ancak “deli veli” olursam kabul edebilirim ve bende o olduğum için zaten kabul ediyorum!

Çaresiz elbet..

 

Ben Matematik dersine çok saygı duyandım aslında ama beni soğutan o siyah beyaz baskılardan 1975-76 eğitim ve öğretim yılında  Matematik ders kitabının  renkli baskılar yapılarak söz de “modern matematik” olunca, antipatik buldum ve matematiğe ta o tarihte küstüm. Matematiği, ciddi bir ders olarak gören ben, artık magazinleştirilmiş şekline saygı duymadım ve ciddiyetten uzaklaştığını varsayarak Matematik düşmanı oldum.Bir daha da kendimi ikna edipte Matematiği sevme şansım olmadı, olamadı. Tıpkı  “Abilik” sektörüne itiraz edip, tüm abilere karşı önyargılı olduğum gibi bir şey bu. Onu da anlatayım, zaten Matematik’le aramız soğuktu. Bize okulumuzda “Sizin üst sınıflarınızdakiler,sizin abilerinizdir. Bir sıkıntınız olduğunda bu abilerinizden yardım alabilirsiniz” denilmişti. Biz de bunu ciddiye alarak bir gün Matematik sınavı öncesi, teneffüste (O dönemde teneffüsler yarım saatti) sevdiğim de bir abiye gidip bir problemin çözümünü sordum. Hay sormaz olaydım, o abi, günündemi değildi neydi bana bir sövmediğini bıraktı. “çek git, banane senin probleminden , defol” diyince tepem attı ve bende “hay senin de ne kadar abi varsa hepsinin de” diyerek o sektöre itiraz ettim ve hala da bunu kabullenemem.

 

Tüm o devrelerden geçmiş bir veli olarak bugün, çocuklarımın “insan olabilecek”leri bir eğitim sisteminden maalesef mahrum olduğumu düşünerek,üzülüyorum. Kendi adıma değil üzüntüm, bu ülkenin benim gibi saf insanları adına üzülüyorum. Yoksa ben de derim, “amann sende” ama diyemiyorum işte! Sisteme güvenim kalmamış ki. Ama MEB Bakanı Hüseyin Çelik’i izlerken biraz olsun su serpildi yüreğime, ama Tercüman’da yazan MEB eski bakanlarından Hasan Celal Güzel’in yazısını okuyunca o zaman dahada rahatladım. Bu ülkede ilk kez bir eski bakan, yeni bir bakanın icraatından övgülerle bahsedip, aslında yıllardır yapılmak istenen ama ne hikmetse bir türlü yapılamayan bir “eğitim reformu”nu savunuyor. Onun için ben anlamadan, bilmeden ve de içeriği konusunda işin tekniğinden bihaber olmama rağmen destekliyorum.

 

Aslında eğitim camiasına o kadarda uzak birisi değilim ama bu hiç  bilmiyorum anlamına da gelmesin. Bilenlerin yanında  bilmediğim için, bilenlerin övüntüleriyle rahatlayarak kör desteğimi veriyorum. Bu desteğimin referanslarını da verdim zaten. İnşallah, bu ülkede çocuklarımızın istikbalini karartmayacak bir sistemle insan eğitimi sağlanır. Yoksa bu zor koşullarda kızını İHL’de okutup’ta, ardından kültürü ve bilgisi olduğu halde bu sistemin engellemeleri yüzünden hak ettiği yüksek öğretimi alamıyorsa, eşitliksiz ve de adaletten uzak bir sisteme kurban etmek, bir veli için delilik değil de nedir? Ben deli olmayan bir veli olsaydım, çocuğumun hakkını gasp eden şerefsizlere bunun hesabını sorardım ama değilim işte soramıyorum! Çünkü ben veli değil DELİYİM!

Kalın sağlıcakla.

Foto Galeri

  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. Henüz geridönüş yok.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.