Tsunami’yi istismar etmek!
M.Kemal AYÇİÇEK- 4 ocak 2005
Endonezya’nın Sumatra adası açıklarında 26 Aralık’ta meydana gelen deprem ve ardından oluşan tsunamide Asya’nın güneyinde yaklaşık 150 bin kişi ölmüş, milyonlarca kişi ise evsiz kalmıştı. BM, vaat edilen yardımın 2 milyar dolara ulaştığını açıkladı. İyi oldu hala yardımların da yağdığı belirtiliyor. Türkiye’de de bu felaket için özellikle Başbakan yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, birkaç kez yardım çağrısını tekrarladı. Çeşitli sosyal kuruluşlarda ve bazı medya organları da bu sevdada yerini aldı.
Onca insanın ne olduğunu bilemeden hatta göz göre göre ölüme gidişi elbette büyük felaket, hem denizin taştığı görülüyor ve insanlar evlerin arkasına çekilip sözde kendilerini güvene alıyorlar. İnsanız işte, demek ki insanların basiretinin bağlanması gibi olay dedikleri bu olsa gerek.
Orada felaket yaşanırken tabi yaşamını yitirenler arasında Müslümanların da olması bizi derinden sarsıyor. Onlar için birer fatiha okumaktan başka elimizden bir şey ne yazıkki gelmez ama bunu kullanarak,”yav ne gelirse şu Müslümanların başına geliyor” türünden açıklayarak bir ezikliği bir felaketi bile, dinsel amaçları ajite etmek maksadıyla kullanmaya kalkmak, insanlık adına nankörlük olmaz mı? Olayı izlerken, salt Müslümanlar öldü diye mi üzülmek gerekiyor? Orada ölen diğer tüm insanlar, can vermemiş mi? Onca çocuk onca insan feci bir şekilde can vermişken salt Müslümanlar öldü denilerek ağıtlar yakılması normal bir şey mi?
Müslüman, hem sen onun mensubu olmakla övünecek ve hem de salt Müslümanlar can verdiği için üzülecek ve diğer dinlere mensup insanlar için de “Ee ne yapalım orada fuhuş vardı her bir şey vardı” diyerek, onlara böylesine adi ve sorumsuzca bir yaklaşımla kılıf bulacak, olur mu böyle Müslümanlık? Bu dinin sahipliğini, kendilerinden başkasına çok gören ve de dar kafalarının içinde bunu hapsetmeye çalışan insan hiç Müslüman olabilir mi? Müslüman’ın bu tür felaketlerde en erdem insan olması gerekirken kalkıp bu felaketi, diğer insanlar üzerinde baskı ve de korku aracı yapıp bundan sözde İslam adına umulan menfaat, insanlıkla ne kadar bağdaşabilir ki?
Asıl Müslüman sınav verir bu tür olaylarda, en sabırlı ve en höşgörülü ve en çalışkan ve en yardım sever olan dinin mensubu olmalıyken, ölen 10 bin Müslüman’a ağlayan ve diğer 140 bin insanı insan saymayan bir anlayışla Müslümanlık ne kadar bağdaşır? Ölenler, her şeyden önce insan ve bu insanlık için elbette bir ders çıkarılması gereken acı bir olaydır. Ama burada üzülmeyi bile salt kendi insancıllıklarıyla ilgili bulan bir Müslüman anlayışı olamaz! Ölen tüm insanların canlarıda orada vefat eden Müslümanların canı kadar aziz ve kıymetlidir çünkü insandır ölenler! “Eşrefi Mahluk” olan sadece Müslüman mıdır yoksa insan mı? Demezler mi adama? Ama eşrefi Mahluk olan insan deniyor Müslüman denmiyor değil mi?
zaman, doğru oturup doğru konuşmak ve adam gibi de ölen tüm insanlara üzülmek gerekir. İnsanların dinleri, insanlıklarından sonra gelecek bir olaydır. Elbette gönül ister ki herkes Müslüman olsun Müslüman bir toplumda ama Dünya’yı farklılıklarla farklı renkliliklerle yaratan Allah, o farklılıkları da bilerek ve “tanışıp, kaynaşasınız diye yarattım” demiyor mu? Neyin hesabını kime soruyorsunuz peki? Misyonerlik aldı başını gitti diyip, “dinimiz elden gidiyor” diyen DSP’nin eski genel başkanı Rahşan Ecevit bile, neredeyse felakette bile ölümde bile inanç farklılığından esinlenmek isteyenlerle aynı teraneyi dillendiriyor! Terane diyorum çünkü, farklı dinlerdeki misyonerlik faaliyetini kıskanan sözde Müslüman, öyle bir gayret için kılını kıpırdatmayıp , sadece lafını edebiliyor. En güzel insan, dininide en güzel şekliyle yaşayabilen ve yaşadığıyla çevresinde hayranlık uyandırıp, dine kişilerin özenmesini sağlayabilen insandır.Bu arada asrın felaketinde can veren tüm insanlara kendi dinlerince Allah’tan rahmet , yakınlarına da başsağlığı ve sabır diliyorum.Gerisi hikaye bence size değil mi? Kalın sağlıcakla.
Not : Bu yazım aynı zamanda www.karadenizolay.com ve www.kuzeyhaber.com da yayınlanmaktadır.(mka)

