kızmayın sayın başbakan!
Kızmayın sayın Başbakan!
M. Kemal AYÇİÇEK – 8 Şubat
2010
Türkiye, dışarıdakinin
aksine yine özel gündemleri ile meşgul. Öyle ki geçen hafta
TBMM’de Ak Parti ve MHP’lilerin kavga görüntülerinin yankıları
hala sürüyor. Televizyon kanallarındaki tartışmalarda ve gazete
sayfalarında hala taraflar ve tarafların tarafları “biz
haklıydık” iddialarını sürdürüyor. Ama tüm bunlara
kızmamalısınız sayın başbakan! Evet, haklısınız ama
kızmamalısınız sayın başbakan. Çünkü, Kızmak size yakışmıyor.
Aksine, size gülmek yakışıyor.Hani “taş atana gül atmak” olayı
var ya, benimkisi o hesap..
Şimdi Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin memleketinde onu
halka şikayet ediyor. MHP ve CHP’yi “ikiz” olmakla itham ediyor.
Yani, bir yanda 7 yıldan beri bu ülkeyi tek başına yöneten Ak
Parti var diğer yanda MHP , CHP ve diğerleri..Başbakan kendince
haklı olabilir ama ister “Demokratik Açılım” ister “Milli Birlik
projesi” adı ne olursa olsun, bunlar birer devlet politikası
olarak uygulamaya konmuş ve tabiî ki yürütülecek ama tüm bunlar
“ama muhalefet, muhalefet ediyor” gibi şikayetlere gerekçe
teşkil etmemeli. Yani muhalefet, bu açılımın önüne taş koyuyor
ve sizde bu taşlara takılıyorsanız, kusura bakmayın ama hep siz
mi başarılı olacaksınız sayın Başbakan? Yani muhalefet, hiç mi
başarılı olmayacak? Demek ki muhalefet, muhalefet görevini
layıkıyla yapıyor. Öyle değil mi?
İktidarın görevi
icraatlarını muhalefete rağmen yapabilmektir. Yoksa işin
kolayına kaçıp, öyle halka şikayet falan iş değildir. Ha
muhalefet diyor ki “sivil diktaya gidiyoruz” der yani, onlara
göre 7 yıldır tek başına iktidarsanız ve hala en yüksek oy oranı
sizdeyse elbette bunu der muhalefet, demesin mi? Yani muhalefet,
senin Ak Parti teşkilatların mı ki her dediğini sineye çeksin de
sana alkış tutsun? Var mı böyle bir demokrasi? Nerde var da biz
bilmiyoruz?
“Efendim, MHP’li eski
sağlık bakanı Osman Durmuş, TBMM’de Emine hanımın GATA’da Nejat
Uygur’u ziyarete gidememiş olmasını alaycı bir uslupla, gündem
etmiş ve siyasete malzeme yapmışken buna da mı ses
çıkarmayacağız?” evet sayın Başbakan ona da ses
çıkarmayacaksınız maalesef. Çünkü bu ülkede gerçekten de
eskiden olmadığı kadar bir hızlı değişim süreci var ve bu
değişim süreci ister istemez bazılarınca da kolay
hazmedilemiyor. Hani siz demiştiniz ya , “hazmede hazmede
açılımı sürecek”diye işte orada biraz hazmetmekte zorlananlar
var ve bu da onların hakkı, öyle değil mi? Yani Muhalefet, her
türlü ayak oyunu yapacak, bunlara sizin hazırlıklı olmanız
gerekmez mi? Bak siz tam üç yıl sabretmiş ve açıklamamıştınız
mesela o GATA olayını. O olay biliniyordu ama siz bunu bir
“ukde” olarak ortaya koyunca, bazıları da bunu, sizin hoşunuza
gitmeyecek şekilde kullanacak yani, kızmayın lütfen.
Şimdi muhalefet, “açılıma
engelleme stratejisi” ni uygulamaya koyacak ve TBMM’ye iktidarın
getirdiği veya getireceği tüm yasa tasarılarına inat, açılıma
karşı çıkan CHP ve MHP yasama faaliyetlerini engelleme
stratejisini işte o TBMM’deki kvgalı oturumda başlatmış oldu.
Özellikle muhalefetin karşı çıktığı açılımla ilgili yasal
düzenlemeleri komisyon ve Genel Kurul’da kilitleme kararı aldı.
Ne yani tüm yasalar, memleket yararına diye tüm bunları AK Parti
iktidarı yaparken, buna muhalefet edilmesi, Demokratik bir
ülkede yanlış mı? Önce İktidar partisi, Muhalefeti ve muhalefet
edenleri de tıpkı kendisine duyulmasını beklediği saygıyı ve
sevgiyi kendisi hazmedecek ki, karşı diye nitelendirdiği
muhalefetten de böyle bir iyi niyet bekleme hakkı olsun. Yoksa
öyle “ben ne dersem yaparım, bunlar ülkenin yararına olan
işlerdir, karşı çıkılmasın” anlayışı yanlıştır. Zaten
muhalefete, yani Baykal’a “sivil diktaya gidiyoruz” gibi
ifadeleri kullandıran da bu yaklaşımdır.
Sayın başbakan, Muhalefeti
sadece sizin açıklamalarınıza “yalan söylüyor” diyecek diye
beklememelisiniz. Onlarda doğru veya yanlış işler yaparak size
karşı, sizin yaptığınız iyi işleri elbette bu millete tukaka
gibi gösterecektir. Güç sizde diye her dediğinizin olmasını
istemek elbette sizin hakkınız ama sizin söylediklerinizin
yanlışlığına inanan insanlarında buna karşı çıkması en az sizin
kadar onlarında haklarıdır. Oysa bu ülkeyi iktidarı ve
muhalefeti ile siz elele vererek, muhalefetin kaygılarını da
hesaba katarak ve de dikkate alarak yönetmek durumundasınız.
Evet, yumurta küfesi sizin sırtınızda da, Muhalefeti de
yaptığınız iyi işlerde yanınızda görmek, yine sizin elinizde.
Yeter ki, aklınızı nefsinizin önünde tutun. Ben Başbakan olsam,
daha soğukkanlı ve daha ılımlı olmayı yeğlerdim. Yoksa büyük
işler, öyle güle-oynaya başarılamaz ki öyle değil mi? Kalın
sağlıcakla.
Not: Bu yazım aynı zaman
da
www.karadenizolay.com
,
www.karadenizolay.net
,
www.kuzeyhaber.com
,
www.24haber.net
ve Hizmet Gazetesi’nde yayınlanmaktadır.(mka)