İşte ordu, işte Komutan!
Türk Silahlı Kuvvetlerimizin Kuzey Irak’tan geri çekilmesi, bazı çevreleri rahatsız etse de, kimileri ABD’ “bastırdı, ordu çekildi” gibi, gayri ciddi ifadelerle sözde muhalefet yapsa da, Mehmetçik, büyük bir haklı gururla, gitti, orada gereğini yaptı ve geri döndü.” İşte ordu, işte Komutan” diye sloganlar atılması gerekirken, ne yazık ki, Mehmetçiğin kanı üzerinden siyasete heveslenenlerin, bu hevesleri kursaklarında kaldı. Onun için bir takım bahaneler üretiyorlar.
Öncelikle ABD hem savunma bakanı ve hem de Başkan Bush, Türkiye’nin geri çekileceği kararlılığını bildikleri için bir ön alma yapıp, bazı ifadeler kullanarak kendi konumlarını, Türk Silahlı Kuvvetleri üzerinin başarısı üzerinden tüm Dünya’ya, “biz demiştik” gibisinden bir imaj tazeleme mesajı verdiler. Yani ABD, bize bir tesirde bulunmadı kesinlikle ama TSK’nın başarısı üzerinden prim yapıcı ön almayı iyi becerdi. Hem Dünya’ya karşı ve hem de Irak halkına ve Kuzey Irak yönetimine karşı.
ABD ‘nin, ne TSK’ya ve ne de Türk Hükümetine herhangi bir söz veya herhangi bir telkinde bulunmadığına bir örnek göstererek bende katılmadığımı ifade etmek isterim.TSK, 29 Şubat’ta Kuzey Irak’tan çekildi.Hem de Genel Kurmay başkanımız Sayın Yaşar Büyükanıt’ın “tereyağından kıl çeker gibi çekildik” gibi , durumu çok açık ve net anlatan ifadesinde olduğu gibi.
Bakınız, 28 Şubat’ta İngiltere’de Guardian Gazetesi, Başbakan Erdoğan’ın Dış Politika Başdanışmanı Ahmet Davudoğlu’nun çekilme takvimi verilmeyeceğini söylemesine karşın, Türkiye’nin Kuzey ırak operasyonunun üç ya da dört gün içinde biteceğini yazıyor. BBC Türkçe servisinin 28 Şubat günkü basın özetlerine göz atılırsa orada görülür ki, Türk Hükümeti de Kuzey ırak’tan çekilmek için 3-4 gün ifadesini kullanmıştır.
Çekilme de zaten 29 Şubat’ta gerçekleşmiştir. Demek ki, TSK’nın geri çekilmesinde hiçbir dış etki ve tesir sözkonusu bile değildir.Bilgi, 28 Şubat’taki Guardian gazetesi’nde yer aldığına göre demek ki 27 Şubat’ta verilmiştir. Yani çekilmeden 2 gün öncesine denk geliyor, öyle değil mi?
Haberde bu bilgi, adı açıklanmayan üst düzey bir Türk yetkiliye dayandırılıyor;
“Amerikan Savunma Bakanı Robert Gates’in Türkiye’nin Irak’ın egemenliğini dikkate alması ve operasyonu bir ya da iki hafta içinde bitirmesi gerektiğini söylemesinden saatler sonra bir İngiltere’deTürk yetkili, harekatın üç ya da dört gün içinde biteceğini söyledi. Yetkili, ‘Operasyon için 10 gün yeterli bir süre. Altı-yedi gündür devam ediyor. Dolayısıyla üç ya da dört gün sonra sona erebilir’ dedi.”
Gazetenin diplomasi editörü Julian Borger imzalı haberde söz konusu yetkili ayrıca, Türk askerlerinin büyük kısmının sınırda yerleşime kapalı bir güvenlik kordonu oluşturarak çekileceğini söylüyor.
Haberde ayrıca bu yetkilinin, Irak yönetiminin Türkiye’nin operasyonuna onay verdiğini söylediği kaydediliyor:
“Yetkili, Bağdat hükümetinin Türkiye’nin operasyonuna, PKK’nın Irak’tan Türkiye’ye yönelen saldırılarını engelleyemediği için onay verdiğini söylüyor. Operasyon öncesi Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani ve iki ülkenin başbakanları arasında kapsamlı telefon görüşmeleri yapıldığını belirtiyor.”
“Bu yetkili ‘Irak ülkenin diğer kesimlerindeki güvenlik durumuyla meşguldü ve şu anda Irak topraklarındaki PKK varlığı konusunda birşey yapamayacaklarını biliyorlardı’ diyor.”
‘Kürtlerle ilişkiler kötüleşmeyebilir’
Guardian, başyazılarından birinde de konuyu ele alıyor.
Irak hükümetinin Türkiye’nin operasyonuna karşı sert açıklamalarına atıfla, “Kamuoyu önünde öfke, özel anlaşma” başlığı atılan yazıda dikkat çeken satırlar şöyle:
“Türk ve Irak cumhurbaşkanları ile başbakanları arasında telefon görüşmeleri yapıldığı biliniyordu. Daha şaşırtıcı olan, üst düzey diplomatik kaynakların dün dile getirdiği, Irak’ın, egemenliği pahasına bu operasyona onay verdiği iddiası.”
“Türk hükümeti operasyonun üç ya da dört günde biteceğine dair güvence verdi. Eğer herkes ileride sözünü tutarsa, Türkiye’nın Kuzey Irak’taki Kürtlerle ilişkileri başta korkulduğu kadar kötüleşmeyebilir.”
“Eğer Ankara, Bağdat ve Washington arasındaki kırılgan karşılıklı anlayış, çatışmalardan sağ çıkarsa, bu, bölgede bir ilk olacak. Ama Türkiye’nin bölgeden hızla çekilirken, PKK ile nasıl uğraşacağını da yeniden düşünmeli. Üsleri dağıtılmış olabilir, ama yeniden örgütlenip döneceklerine şüphe yok. Tek başına askeri operasyonlar bu sorunu asla çözmeyecek.” deniyor.
Demek ki, “ABD, dedi bunlar hemen çekildi” gibi TSK’nın Kuzey Irak’tan çekilmesi üzerinden yapılan tartışmaların da akıl ile izan ile ilgisi yoktur. Nitekim, Genel Kurmay başkanımızın da ifade ettiği gibi, bu tarz geri çekilmenin yerli yersiz olduğuna ait isnatlar, ancak bu ülke için canını veren aziz şehitlerimize , değerli komutanlarımıza haksızlık, ve o dondurucu soğuklarda oralarda silah tutan sevgili askerlerimizin de mücadelesine düpedüz saygısızlıktır, insafsızlıktır ve hakarettir.
Türk Silahlı Kuvvetlerimizin asıl amacı zaten “Irak’ın neresinde olursa olsun bölücü terör örgütüne ait her yerdeki birim, istenildiğinde vurulacak ve hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.” Demektir. Bu mesajı vermektir. Bununla birlikte sadece terör örgütüne değil aynı zaman da Irak ulusal Hükümetine ve Kuzey ırak Yönetimine de , “boş laflara karnımız tok, bundan böyle siz de aklınızı başınıza alın” denmiştir.
Kendi askerine ve hükümetine, yabancı ülkelerden baskı yapıldığı veya direktif verildiği(!) gibi ifadelere sığınan zavallılar, olayı kavramaktan aciz , sırf laf üretme sıkıntısına düşmüş, olaylara başkalarının gözüyle bakmayı adet edinmiş insanlar olabilir ama el insaf yani.
Kaldı ki, TSK’nın Kuzey Irak’ta daha uzun bir süre kalması durumunda Dünya kamuoyu da Türkiye aleyhine dönmeye başlayan yorum ve kaygılar varken, içerde de Üniversiteler ve bir çok il de söz de protestolar ve bir takım kışkırtmalarla, Türk-Kürt düşmanlığı oluşturularak, bir kardeş kavgasına ateşle koştuğu, harekat bittiği halde protesto gösterileri yapmaya kalkanlarla da unutulmamalıdır.
Ateşe benzinle koşanlar, ülkeyi kargaşaya sürüklemek isteyenler, sadece gazetelerin ön sayfalarında, köşe yazılarında değil spor sayfalarının manşetlerine taşıdıkları başlıklarla da kendilerini açıkça göstermektedir. Mesela, Ankaragücü’ne mağlup olan Trabzonspor için atılan başlık bile manidardır.
Bir büyük gazete, “Trabzon’a tek kurşun” ifadesini kullanabiliyor. Oysa spor karşılaşmasıyla “kurşun” ifadesinin bağdaşır yanı var mı dır?İşte o Kafa ne yazık ki oralardan, kurşunlar, ölümler, çatışmalar vs. vs. nemalanmaktadır. Eğer, TSK geri döndüyse o zaman sporda “kurşun”a devam mantalitesi.
.Oysa slogan bellidir, “işte ordu, işte komutan” zamanıdır.TSK’nin Kuzey Irak’tan geri çekilmesi, ayrıca tüm Dünya’ya verilen taahhütle de güvenilirlik, dürüstlük ve erdemlilik ispat edilmiştir.Da ne olsun. Bundan daha güzel siyasi ve askeri kazanım olabilir mi? Kalın sağlıcakla
Not : Bu yazım aynı zamanda www.karadenizolay.com ve www.kuzeyhaber.com da yayınlanmaktadır.(mka)

