Eksen mi vardı Türkiye’de?


 

 

M. Kemal AYÇİÇEK -  14 Haziran
2010

 

Öyle ya, şimdi sağdan soldan
yapılan eleştirilerde “Türkiye’de eksen kayması” ndan söz ediliyor.
Kim söz ediyor? Türkiye’nin bir ekseni varmışlığına inanan ülkeler
veya Türkiye’de de böylesine bir inancı var olan insanlar
tarafından. Şimdi sizler, ellerinizi vicdanlarınıza koyun ve bir
düşünün bakalım, gerçekten Türkiye’nin bir ekseni var mıydı da bu
eksenin bir taraflara kayması sorun oluyor şimdi? Neymiş Türkiye’nin
ekseni? NATO mu?

 

Türkiye, kendi içine kapanmış,
varsası yoksası kendi “taraf” yazarlarına yazdırılmış kitaplarıyla,
kendi çocuklarına ABD’nin süt tozlarını içererek büyüten, zaman
zaman “cılızca” “yerli malı” haftaları düzenleyerek, göz boyayan,
“gelene ağam, gidene paşam” ilkesine sadık bir “sürü” psikolojisini
kendi halkına dayatan, ve tek tip “insan” üretmeye odaklı, farklı
düşüncelere kapalı bir ülke değimliydi? 1963′te Türkiye’nin Avrupa
Ekonomik Topluluğu’na(AET) 3 aşamada entegrasyonunu öngören Ankara
Antlaşması imzalandı. imza attığı halde, yıllar yılı bu ülke
insanını oyalayan ve “hala istediğimiz kıvama gelmedi bu millet” 
“gizli mantığı”na dayalı, kendi halkına güvenmeyen sözde seçimlerle,
istedikleri sonuçları alabilmek adına habire koalisyonlarla zaman
harcatan,  ciddi bir eğitim sisteminden yoksun, temel insan
haklarına dayanmayan ve “üstünlerin hukuku” nun “hak”tan sayıldığı
bir anlayışı halka reva gören zihniyetlerin hakim olduğu
yönetimlerle bu güne gelinmedi mi? Ne Ekensi vardı Türkiye’nin? Ne
yani, Eksen mi vardı Türkiye de?

 

Sanki Türkiye, bir Dünya
Devleti imiş gibi bugün sorgulanan “eksen” üzerinde yürüyen bir
ülkeymiş de şimdi, Brezilya ile İran’ın zenginleştirilmiş Uranyum
takası anlaşmasını imzalaması, bir yandan Gazze’ye insanı yardım
götürmek için yola çıkmış yardım gönüllülerine   Uluslararası
sularda İsrail’in hain saldırısı ve 1’i (19 yaşındaki Furkan Doğan)
ABD vatandaşı 8 Türk’ün öldürüldüğü o alçak operasyonun hemen
ardından, seçimle iş başına geldiği halde sırf radikal İslamcıdırlar
diye Hamas denetimindeki Gazze’ye sahip çıkıldı diye, “Türkiye’de
eksen kayması var” teraneleri ortaya atılıyor.

 

Sanki Türkiye, NATO’dan
çıkmış! Hem Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)’nin
dağılmasının ardından NATO mu kaldı ki? Zaten şimdi, o NATO hamileri
de “Türkiye, NATO’dan çıksın” gibi ifadeleri kullanıyorlar bile..
Türkiye, zaten yarı komunist bir rejimdi, “Demokratik, laik  Sosyal
Bir Hukuk Devleti” adı altında  Dünya’ya karşı  göstermelik bir
yönetim sergiliyordu. Ne ekseni vardı?  Evet Atatürk’ün koyduğu
hedefleri, “muasır medeniyetler” salt törenlerde halka söylüyorlardı
ama onların hepsi lafta kalıyor ve icraata sıra gelince
yapılmıyordu. Medeniyet ufku, maalesef hep “nutuk”larda, süslenerek
söylene geliyordu. Yalan mı?

 

Omurgasızlığı “Devlet
politikası” yapmış, her iktidar döneminde allanıp, pullanan, süslü,
püslü kalkınma planları yapılmış, bunlar anlatılmış ama o kalkınma
planları hep tozlu raflarda bırakılmıştı. Nerde bir sorun varsa,
halının altına süpürülmüş, gizlenmiş, ellenmemiş ve Türkiye,
çevresindeki tüm ülkelerle düşman hale getirilmiş, içerde başka,
dışarıda başka söylemlerle adeta bir “eksensiz” ülke konumunda
yıllarca oyalanmıştı. Öyle olmasa, Avrupa İnsan hakları
Mahkemesi’nce her defasında mahkum edilen bir ülke olmazdık.
“Ekseni” olan ülkenin, yönünü çevirdiği Avrupa’daki mahkeme
kararlarından bir ders alır ve bunları tekrarlar hali olmazdı.
Yanılıyor muyum? Ne ekseniymiş o zaman Türkiye’nin ekseni?

 

Türkiye’de olsa olsa “Eksen
kayması” değil de, “Eksen oturması”ndan söz edilebilir. O eksen de
Türkiye’nin bir “Dünya Devleti” olma eksenidir. Sanki medeniyet
yoksunuymuş gibi, “Çağdaş Uygarlık Düzeyi” sanki salt Avrupa’da
varmış gibi, tek yönelimle Avrupa’nın kaprisli politikalarında
zig-zaglarının esiri ve mahkumu olmayacak bir ülkedir Türkiye. Dünya
ve medeniyet, sadece Avrupa’dan da ibaret değildir. Avrupa’nın çifte
standartları, Türkiye’nin de katıldığı bir çok organizasyonda ortaya
da çıkıyor ve zaten sırıtıyor da. Türkiye, Avrupa’daki temel insan
hak ve hürriyetler noktasındaki yasalarından yararlanmak adına
Avrupa Birliği sürecinde ısrar etmektedir. Yoksa, Avrupa’nın o
yasalarına rağmen çok da ileri ve müreffeh birer topluluk olduğundan
da söz edilemez. Önemli olan, Türkiye’nin bir “Dünya devleti” olup
olmamasındadır. O da, her nerede olursa olsun, önceliğini “Devlet”
değil, “fert”lerin(insan) aldığı, yeni Dünya sistemidir.

 

Yani Dünya, “insan” odaklı
yönetimlere muhtaçtır ve tüm Dünya gibi Türkiye’de, “insan” merkezli
bir Dünya politikasını “Eksen” edinmektedir. Bunun İslamla,
Hırıstiyanlıkla, Yahudilikle veya her hangi bir “izm”le alakası
yoktur. Tüm dinler de “insan”lar için vardır, insanlar “Din”ler için
yoktur. Sadece “seçkin”ler ya da kendini diğer insanlardan üstün
gören “üstünler”in Hukuku değil, “hak”kın, haklının  “hukuk”ukunun
korunduğu bir “Eksen” Türkiye’nin de ekseni olmaktadır. İnsan, her
yerde aynı insandır, bu insanın Avrupa’da ya da Afrika’da olmuş
olması, onun hakkının yenmesinin değil korunmasının gereği vardır.
Onun teminat altına alınması esastır. Ezilenin, ezenlerin adaletine
terk edilmediği, “hak”kın her yerde kutsal olduğu bilincinin
gelişmesi gerekir. Anlaşılamayan bence budur. Türkiye’nin üyelikler
durumuna bakalım, hangisinden kopma var? Veya Bu örgütlerin “Eksen”i
nedir?

 

Türkiye’nin Üye, Aday,
Katılımcı veya Gözlemci olduğu kuruluşlar;


Siyasi

  1. Asya-Avrupa Kıtası
    Kuruluşu (ASEF) (Katılımcı)
  2. Asya Karşılıklı Tedbir ve
    Güvenlik Önlemleri Konferansı (CICA) (Üye)
  3. Avrupa Birliği (AB, EU)
    (Aday)
  4. Avrupa Güvenlik ve
    İşbirliği Teşkilatı (AGİT, OSCE) (Üye 25 Haziran 1973)
  5. Avrupa İnsan Hakları
    Mahkemesi (AİHM, ECHR)( Üye) 
  6. Avrupa Konseyi (COE) (Üye
    9 Ağustos 1949)
  7. Birleşmiş Milletler (BM,
    UN) (Üye 24 Ekim 1945 )
  8. CROWCASS (Üye) 
  9. Güneydoğu Asya Ülkeleri
    Birliği (ASEAN) (Gözlemci – )
  10. Güneydoğu Avrupa İşbirliği
    İnisiyatifi (Üye )
  11. Uluslararası Kafkasya
    Etnik İlişkiler, İnsan Hakları ve Jeopolitiği Kurumu (IACERHRG)
    (Katılımcı -)
  12. Interpol (Üye) 
  13. İslam Konferansı Örgütü
    (İKÖ) (Üye 1969)

 

 Ekonomik 

  1. Dünya Ticaret Örgütü (WTO)
    (Üye 26 Mart 1995)
  2. Dünya Ekonomik Forumu
    (WEF)( Katılımcı – )
  3. D-8 (D-8) (Kurucu üye
    1997)
  4. Ekonomik İşbirliği
    Teşkilatı (ECO) (Kurucu üye 1985)
  5. Ekonomik Kalkınma ve
    İşbirliği Örgütü (OECD) (Üye 14 Aralık 1960)
  6. Kara Paranın Aklanmasının
    Önlenmesine İlişkin Mali Çalışma Grubu (FATF) (Üye 24 Eylül
    1991)
  7. Karadeniz Ülkeleri
    Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (BSEC) (Kurucu üye 25 Haziran 1992
    )
  8. Uluslararası Para Fonu
    (IMF)( Üye) 

 

 Askeri 

  1. Karadeniz Deniz İş Birliği
    Görev Grubu (BLACKSEAFOR) (Kurucu üye 2 Nisan 2001)
  2. Kuzey Atlantik Antlaşması
    Örgütü (NATO) (Üye 18 Şubat 1952)

 

 Teknik

  1. Avrupa Patent Ofisi (EPO)
    (Üye 1 Kasım 2000)
  2. Avrupa Sivil Havacılık
    Konferansı (ECAC) (Kurucu üye 1955)
  3. Avrupa Telekomünikasyon
    Standartları Enstitüsü (ETSI) (Üye )
  4. Avrupa Yayın Birliği (EBU)
    (Kurucu üye (TRT) 1950)
  5. Dünya Posta Birliği (UPU)
    (Kurucu üye 1 Temmuz 1875)
  6. Uluslararası
    Telekomünikasyon Birliği (ITU) (Kurucu üye 1 Ocak 1866 )

 

 Spor

  1. Avrupa Futbol
    Federasyonları Birliği (UEFA) (Üye 1962)
  2. Uluslararası Futbol
    Federasyonları Birliği (FIFA) (Üye 1923)
  3. Uluslararası Olimpiyat
    Komitesi (IOC) (Üye 1911)

 

 

 

Geçen hafta, Birleşmiş
Milletler (BM) Genel kurulunda İran’a yaptırımlar konusundaki
oylamada 12 Devlet “Evet” derken, Lübnan’ın “çekimser” kalması ve
Türkiye’nin Brezilya ile “Hayır” oyu vermiş olması bazı çevreleri
rahatsız etmiş olmalı. Bu oylamanın hemen  ardından da 15 Arap
Birliği üyesi ülkenin Türkiye’de toplanması ve burada Ürdün, Lübnan
ve Suriye ile Türkiye’nin “Serbest Pazar” anlaşması imzalamasından
sonra çıktı bu “Eksen kayması” tartışmaları. Başbakan Tayyip
Erdoğan’ın “Kirli eller” dediği  “Eller” ve o ellerin çevrelerince
yapılır oldu bu “Eksen kayması” tartışmaları. Türkiye, artık eski
Türkiye değil ki Ekseni kaysın, Türkiye artık EKSEN oluşturan bir
ülkedir, bunu neden göremiyorlar bunu anlayamıyorum(!). Acaba,
işlerine mi gelmiyor hı? Ne dersiniz? Kalın sağlıcakla.

 

Not: Bu yazım aynı zaman da


www.karadenizolay.com

,

www.karadenizolay.net

,

www.kuzeyhaber.com

,

www.24haber.net

ve Hizmet Gazetesi’nde yayınlanmaktadır.(mka)

  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. Henüz geridönüş yok.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.