Gasteci Weblog'a hoşgeldiniz

Egemenlik kiminmiş ki?

M. Kemal AYÇİÇEK

 

“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diyor Kemal Atatürk. 19 Mayıs 2004’teki bayramı kutlarken,yine boynu bükükleri oynadık milletçe..Hani Egemenliğin sözde millette olduğu bu ülkede maalesef, esefle gördük ki öyle egemenlik kayıtsız ve şartsız  milletin falan değil resmen ve alenen kimin elindeymiş tüm dünya gördü yine..

 

Kalktı Türkiye’nin Barolar Birliği Başkanı ne dedi; “Bu ülkede imam hatip mezunu bir başbakanı içime sindiremiyorum” demedi mi? Dedi. İyi kuzu bu millet, o dedi ve bu millette yedi onun dediklerini.. Ona oy verenler, kalktı bu barolar birliği başkanını kendi içine mi sindirdi Allah aşkına? Var mı öyle bir mantık? Hukuk devleti’ndeki barolar Birliği Başkanına bakar mısınız? Hadi ona baktınız peki, 19 Mayıs törenlerinin Ankara’da Anıtkabir’deki TV’den  canlı yayınlarına baktınız mı?

 

Ben biraz baktım.Aslanlı yoldan Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Necdet Sezer başkanlığındaki protokole hem de çok dikkatle baktım.Hani Öküzün trene bakması gibi değil, tabirimi mazur görün bir yabancı gözüyle baktım.Hani Bu ülkenin vatandaşı olmayan bir üçüncü gözle yani. Kimler vardı o protokolde ve nasıl yürüdüler Atatürk’ün mozolesine..ve kimler. Sizde aynı gözle baksaydınız sanırım farklı düşünmezdiniz. Ben o görüntülerdeki Türkiye’yi gören bir Avrupalı vatandaş olsam, kalkıp ta Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesi için tam  kırk fırın ekmek yemesi gerektiğini söyler ve öyle tarih falan vermezdim. Neden mi?

 

Nedir o öyle?  Türkiye, hala askeri bir rejimle mi idare olunuyor ki, protokolde askerden başka sivil görmek için dürbün kullanmak lazım! Bu ülkede ne yazık ki hala ve hala “Egemenlik” in kayıtsız ve şartsız değil ama kayıtlı ve şartlı askerde olduğunun açık ve net kanıtıdır  o görüntüler! Yazık! Ben Askerin fazlalığından değil, ülkemizin bu şekilde yansıtılmasından rahatsızım. Orada Asker yerine, ülkemizin gençlerinin olması mutlu ederdi beni ama yoktu. Gençler, protokol dışında ve birer angaryadan ibaret bir Anıtkabir ziyaretinde bulunuyorlardı sadece o kadar. Bu bayram, Milli Egemenlik, Gençlik  ve Spor bayramı değil de sanki başka bir bayramdı. Ekranlardan o görülüyordu bilmem ki sizce  yanılıyor muyum?

 

Ankara’da okullar arasında bir yarışma yapılıyor ve çocuk birinci seçiliyor ve gençliğin Atatürk’e cevabını okuyor ama hayda, protokol tribünlerinden bilmem ne gerekçesi ile o genç alkışlanmıyor. Sebep neymiş; O çocuk İmam Hatipliymiş.bakar mısınız bu bayrama ne bayram ama hem de neymiş “ Milli Egemenlik,Gençlik ve Spor Bayramı”! Ne alakası var şimdi böyle bayram mı olur? Nedir bu bayramların amacı, birilerine hakaret ve aşağılama arenası mı? Nedir?

 

Bu neye benzedi biliyor musunuz? Trabzon’un düşman işgalinden kurtuluşuna. Sovyetler Birliği çökmüş,Trabzon’da Rusya’nın Başkonsolosunun da davet edildiği törende tüfekle,kamayla düşmanlara hücum ediliyor ve düşman kovuluyor. Büyük alkışlar falan derken, Rus Başkonsolos bir gün sonra basın toplantısı düzenleyerek, soruyor. “Siz Sovyetleri, Rus askerlerini Trabzon’dan süngülerle, topla tüfekle mi kovdunuz ki, törenlerde halkınıza öyle gösteri yapıyorsunuz. Bolşevik ihtilali oldu diye Ruslar, buradan geri çekilmedi mi?” , “ Neden yalan şeyler yapıyorsunuz”. Kimsenin aklına bu gelmiyordu ki, hep o kahraman ve necip millet ayaklarına bu halk, nasılsa Rusya kapalı bir rejim deyip bu tür kurtuluş günleri ile halk aldatılmış ve kandırılmış, kimse gerçeği sorgulayamıyor ki? Sonraki yıl, kaldırıldı tabi o top ve tüfekle olan kurtuluş kutlamaları..Öylemi olması gerekirdi, elin gavuru dediğimiz insanların gelip bu ülkede bizi hizaya mı sokması lazımdı? Yani bu bayramlar, ne zaman gerçekten milletin bayramı olacaklar?

 

Neden bu millete, ömür boyu askerlik yaptırılmak isteniyor? Neden ? Askerlik süresinde bu milletin evlatları, o komutanların her dediğini yapmadı mı? Onlar terhis oldu diye onlara sivil hayatlarında da askerlik yapma hakkını kim nasıl veriyor onlara? Kiminmiş bu ülkede Milli Egemenlik şimdi? Bu soruyu sorma hakkımız yok mu? Kimin se! O zaman ne diye  Millete “Bayram senindir” yutturmaca sı? Neden?

 

Ne zaman ki, askerler üniformalarını kışlalarında bırakıp, bu halkın içine birer sıradan insan olarak girerse, ne zaman Üniformalarıyla millete tepeden bakma yerine o üniformanın hakkını kışlada verip de halkın arasında birer mükemmel siviller olarak dönerler ve halkla barışık olurlarsa, ne zaman askerler  kullanımlarında bulunan her ilin en güzel mekanlarını, askeri kışlalar değil sosyal amaçla kullanılan yerleri halka devrederlerse, o zaman bu ülkenin “kayıtlı ve şartlı” “Egemenlik”i,  “Kayıtsız ve Şartsız Milletin” olur.Gerisi hikaye. Kalın sağlıcakla.  19.05.2004Foto Galeri

Henüz Yorum Yok »

Henüz yorum yapılmamış.

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. URI'nin geri izlemesini yap.

Yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmış olmalısınız.

WordPress.com'dan blog alın.