M. Kemal AYÇİÇEK – 5 Şubat 2006
“Danimarka gazetesi Jyllands-Posten’dan sonra başka bazı Avrupa gazetelerinin de Peygamberimiz Hz.Muhammed’i konu edinen karikatürlerini yayımlamasına İslam Dünyası öfkeli.”
Evet olay, sözde “basın özgürlüğü, düşünce özgürlüğü” adına ve sözde “tahammül ölçüm” veya “ höşgörü ölçümü” diye de nitelenen bu olay bizim açımızdan “Eceli gelen it (köpek) cami duvarına işer” atasözümüzü o Danimarkalılara hatırlatmayı gerektirir. Eğer bir özgürlük, başka özgürlük alanlarını ihlal edebiliyorsa zaten ona özgürlük denmez ki! Böyle saçma özgürlük alanı arayışı olabilir mi?
Kutsal değerler, elbette karikatürize edilebilir ama bu salt, o kutsal değerlerin anlaşılmasıyla, anlatımıyla, ne ifade ettiğinin tam anlatılmasıyla alakalı olabilir yoksa aşağılanmak, hakaret etmek, o değerleri rencide edecek şekilde değil. Ama ne yapmış, Danimarkalılar ardından da bir takım Avrupa ülkelerinin basını, “efendim fikir özgürlüğü, düşünce özgürlüğü, basın özgürlüğü” gibi saçma sapan ifadelerle hala yayınlarında ısrarcı olmak ve de hala bunun yaygınlaşmasına zemin hazırlamakla meşguller. Olmaz, kesinlikle bunun ne basın özgürlüğü ve ne de düşünce özgürlüğü ile alakası vardır. Yukarıdaki başlığı atarken ben de “köpekler” ifadesini kullandım ama bu benim atasözümün içinde, anlatılmak istenen bir eyleme karşılık söylenmiş bir sözdür. Elbette köpeklerin dili olsa kalkar bana “sen ne diyorsun moruk, biz sizin dilinizde konuşamıyoruz diye bize çamur atıyorsun ama sen o Danimarkalıları bizimle eşdeğer mi görüyorsun, yuh sana!.Biz öyle köpeklik yapmayız, çünkü biz yaradanla alakalı tüm değerlere o insan dediklerinizden daha saygılıyız!”
Evet, köpekler alemi bile o Danimarkalı Gazetecilerin yaptığını yapmazlardı. Adamlara kalsa, haşa Allah’ı da resmedecek ve “alın bakın buna tapıyorsunuz”a getirecekler yüzsüzlüklerini! Bunun akılla izah edilebilir bir yanı yok. Böyle basın özgürlüğü falan olmaz. Bu sorumsuz yayıncılık, bu aşağılık bir özgürlüğe bakış açısı, bu aptallık, bu aklınıza ne gelirse gelsin insanlık dışı bir eylemdir ve bunun mutlaka cezalandırılması gerekir! Cezalandırma derken bunu kesinlikle İslam alemi yapmamalı, o karikatüristin dini her neyse o dinin mensuplarının, çalıştığı gazetenin sorumlularının veya o ülkenin icra organlarının o haddini bilmeze haddini bildirmesi gerekir hem de beklemeksizin!
Tartışmalı karikatürler ilk olarak 30 Eylül’de Jyllands-Posten’da yayımlanmıştı. Karikatürlerin birinde; Hz.Muhammed Peygamber başında bomba şeklinde bir sarıkla resmedilirken ,diğerlerinde de İslam’la terörizm arasında bağlantı olduğunu ima eden unsurlara yer verilmiş. Şimdi terörle bağlantı kuracağım diyerek, bilgisizce toplumların değerlerine sorumsuzca yapılan saldırılar karşılığını mutlaka bulacaktır!. Hani yine bizde bir ifade vardır, “dinime söven bari müselman olsa!” diye.
Şimdi hangi inanca sahip olursa olsun insanların kalkıp istemediği sevmediği veya kabullenmediği bir inanca aklına geldiği gibi saldırır ve hakaret ederse bu neye varır?Köklü bir medeniyet sahibi olmayanların diğer medeniyetler üzerinden nemalanması ne pahasına olursa olsun hiçbir şekilde fikir özgürlüğü veya basın özgürlüğü adı altında sınanmaya kalkılamaz. Ama Danımarkalılar bunu yapmaya kalkarak, maalesef çizmeyi aşmışlardır. Bu hadlerini aşmışlık anlamına gelir ki elbette İslam toplumlarında bu durum hiç de höşgörülmeyecektir.!
Medeniyetler çatışması teorsiyeni Samuel Huntington’un kendisi de çatışma tezinin, bölgede geçmişte olduğu gibi Osmanlı benzeri bir yapının kurulması durumunda ortadan kalkabileceğini belirtmektedir. Huntington “İslam toplumu yüzyılın ilk bölümüne kadar lider bir devlete sahipti. Bu da açık bir şekilde Osmanlı İmparatorluğu’ydu” derken açıkça bu gerçeği ifade etmektedir. (S. Huntington, 1997 de Türkiye’de, Sermaye Piyasası Kurulu’nda verdiği konferanstan) Huntington demedi belki açıktan ama kalkar bir Müslüman çizer de herhangi bir şekilde bir anti karikatürle cevap verirse, ardından karikatürleri haberler, haberleri cinayetler, cinayetleri savaşlar takip ederse ne olur? Yayıncılık, her ele kalem alanın ya da “ben varım”diyen herkesin yapacağı iş değildir! Bilgi ister, kültür ister, görgü ister, saygı ister, sevgi ister, onur ister, ahlak ister, gurur ister ve insan olmayı ister! Ama bu O Danimarkalılarda ne kadar var bunu elbette o ülkede yaşayan ve o yayınları takip eden okurlar belirler!
Bakın bizim Karadenizolay’ın başlığının altında bir ifade var, orada “özgürlük; bireyin kendi hürriyet sınırlarında vardır, bunun dışındaki özgürlük arayışı hem haksızlık hem de kendinden başkasına saygısızlıktır” demişim. Bunu bugün yazmadım, dünde böyle inanıyordum bugün de. Yazar çizerin de elbette fikir ve düşünce özgürlük alanlarını başkaları tayin edemez ama bu özgürlük sınırlarının bireylerce iyi bilinmesi gerekir. Gazateyse gazetede, Ülkeyse o ülkede, insansa o bulunduğu toplumdaki insanlığıyla alakalıdır.
Belikli, soğuk iklim etkisi altında kalan ve hala buzulçağını aşamamış Danimarkalılar, akılları sıra soğuk düşüncelerini böylesi karikatürlerle dünya’yı ısıtma adına servise koydular. İslam ülkelerinde giderek yaygınlaşan gösteriler ve Danimarka mallarına karşı boykotlar yayıldıkça, o buzulçağı kafalıların af dileyecekleri gün de gelecektir. Ama hala Danimarka başbakanının “özür dileme”mekteki ısrarı, Danimarkanın aleyhine olacaktır. Yazık. Keşke, aleyhe olacak durumlara ne insanlar ve ne de ülkeler düşmeseler. Aklı selim her yerde aynı düzeyde gelişse de Dünya, mutlu insanlarla dolu dolu olsa keşke..
Ben bu yazıyı yazarken Danimarka dışında sözkonusu karikatürler Avrupa’da İrlanda,İspanya, Norveç, Fransa, İtalya ve Belçika’da da bazı gazetelerde yayınlandı. Irak’ta Danimarka ürünleri yakıldı, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt’te Danimarka ürünlerini protesto eden ülkeler oldu. Türkiye’de de bundan sonra ürün protestolarını görebiliriz. Sadece onlarla yetinilmeyecek, bu olay Türkiye’de adeta Hükümete karşı eylemlere de dönüştürülerek, erken seçim bahanesi olarak kullanılmaya kalkılacak! Hiç iyi bir durum değil açıkçası, bu gösterilerin çok daha yaygınlaşacağı ve çok sert ve sonucu ağır olacak belki canlara mal olacak olayları beraberinde getirecek. Böyle bir yayının basın özgürlüğü ile alakası olabilir mi? Böyle sorumsuz insanlarla yayın yapılır mı? Siz siz olun ama saüduyuyu elden bırakmadan yinede sabırlı ve de metanetle bu olayların büyümemesi için duacı olun. Kalın sağlıcakla.