Gasteci Weblog'a hoşgeldiniz

“Demokratik açılım”tam olsun artık

M. Kemal AYÇİÇEK – 17 Ağustos 2009

 

Doğduğumuz coğrafyayı sanki biz seçmişiz, kullandığımız dili sanki biz seçmişiz, okuduğumuz okulları, edindiğimiz arkadaşları sanki bizler belirlemişiz de hala kimin ne konuştuğuna, kimin ne giyeceğine biz karar verecek ve o insanları şekillendireceğizin kavgasındayız bugünlerde..Devlet, kararını vermiş ve “Demokratik açılım” diyerek bir yol alma  gayretinde görülürken, şimdi de buna kaygıyla bakanlarımız var maalesef. Oysa bırakın insanları, insanlıklarını yaşasınlar. Herkesin rol yaparak yaşadığı bir ülke olmaktan kurtulalım ne zararı olur?

 

Kürt olmuş, arap olmuş, zenci olmuş, beyaz olmuş kimin kararıyla olmuş tüm bunlar. Etnik kökenlerin “dillendirilmesi” kimin haddine, herkes “insan” olma peşinde değil mi? İnsanlar arasında “beyaz” diye nitelenenler, yani “hükmeden”ler, hala bıkmadılar mı hüküm sürmekten. Hüküm süreyim derken onlarda insanlıklarını rahatça yaşayamazlar biliyorum, e onlarada yazık değil mi? Onların da kendi “insan”lık haklarını kullanmasını neden onlara çok görüyoruz? Ekranlarda sık sık görülen o ünlü insanlar, paparazzilerin objektiflerinden köşe bucak saklanarak, kaçarak  sürdükleri hayattan ne kadar mutludurlar? Sahi o ünlüler, mutlu mudur bu toplumda yoksa zavallı yalnız insanlar mıdır? Bence bu ülkenin garipleridir onlar, hep rol yaparak  yaşamlarını sonlarlar. Bu toplumdur aslında onları “rol yapmaya” iten, bunu yapmayalım diyorum sadece, onlarda bir normal “insan”lıklarını yaşasınlar!

 

Adam çok zengindir, parası almış başını gitmiştir zavallı adam yaşamayaz ki “insan”lığını, o paranın yönetilmesi için rol yapmak zorundadır zaten. Kurtulamaz ki o rolden, çıkamaz ki bu toplumda. Geçenler de bu ülkenin koskoca “ağa”larından birini seyrederken televizyonda, hani yaşı ufak bir bayanla evlendi diye eleştirilen o “ağa”nın kendisi dillendirmedi mi “normal bir insan gibi yaşam” özlemini, ama yapabiliyor mu? İstediği kadar parası olsun, yaşayabiliyor mu? Toplum olarak birer sade insan olmak yerine hep birer rol yapan insanlar topluluğu olmuşuz oysa, ne sevgimizin ne samimiyetimizin ne de sadeliğimizin bir anlamı mı kalmış?

 

İlkokuldaki o hani “Türküm, doğruyum, çalışkanım” denilen andla başlamamışmıyız rol yapmaya? Tek tip insan olmak için sanki orada söz vermişiz birilerine ve ömür boyu hep onların kontrolünde nefes alıp verecek ve ömür törpüleyeceğiz o kadar mı? Askere gittiğimiz de arkadaş olduklarımızı biz mi belirlemişiz?  Bu ülkede rol yapmadan yaşamak gerçekten çok zor, bunun Doğulu, Güneydoğulu ,Egeli, Trakyalı veya Karadenizlilikle alakası yok, herkes için bu böyle maalesef. Ama bıkılmaz mı rol yaparak yaşamaktan?  Kimileri, bundan zevk alabilir, onlar kendilerine bunu yakıştırabilirler ama rol yapmadan yaşam hakkını istemek bir suç gibi görülebilir mi?

 

Yine ekranlardan tanık olduk hani Erzurum’un Oltu ilçesine atanan  Uşak’ın Sivaslı ilçesi Kaymakamı Sedat Yıldırım,  bol rakılı, sulu ve dansözlü veda gecesi  ile uğurlandı diye  kıyamet kopmadı mı? Ne vardı yani, kaymakam “insan” değilmiydi de yadırgandı, hemen arkasından hakkında inceleme başlatıldı. Neyin nesidir o “inceleme”? Yani bir kaymakamın, bu ülkede gönlüne göre arkadaş edinme hakkı yok, yaşam hakkı yok, kimsenin ona “vefa” hakkı da yok öyle mi? Oysa Kaymakam, evet Devleti temsil ediyor ama o temsiliyetin bir mesai kavramı yok mu? Mesaisinden mi veripte o eğlenceye katıldı kaymakam? Neyi, kime ve neden çok görüyoruz? İnsan “Kaymakam” oldu diye “insan”lıktan mı çıkıyor? Maalesef öyle bir ülke burası işte, kim nerede ve hangi mevkide ise o insan, oraya hapsediliyor ve onun dışında kabul görmüyor, kabul edilmiyor öyle değil mi? Ama bir vali de olsa kaymakam da olsa insanlarla sarmaş dolaş olabiliyor olması normal karşılanması gereken şey olmamalı mı?

 

Ceberrut Devlet anlayışı, her birerimize  bir rol vermiş, ve  “ya bu deveyi güdersin ya da bu diyardan gidersin” dayatmasıyla bize bu ülkede “nefes” alma hakkını tanıyor? Bir başka yazım da daha değinmiştim, havada uçan kuşların bile  ülkelerin sınırlarında gezinmeleri için pasaport dertleri yok, diledikleri gibi ülkeden ülkeye dolaşırken, insanlar aleminde sırf hükmedenler istiyor diye ülkeler bile kendi komşularıyla kapıları kapatıyor. İnsanlarına “sınırlı sorumlu” yaşam hakkı veriliyor ve kimin ne kadar “özgür” olabileceğine varıncaya kadar tüm kurallar, o beylerin keyfine göre düzenleniyor.

 

Şimdi “Demokratik açılım”la bu ülkede var olan bu alışılagelmiş düzen törpülenecek ya sızlanmalar ondan aslında. Hani birilerinin insanların bir kısmına “davar sürüsü” gibi bakmasına Devlet, “seyirci kalmam” diyor ya,  o sızlanmalar ondan aslında. “bey”lerin beyliği, “ağa”ların ağalığı, “hükmeden”lerin hükümranlıklarına helal geliyor ya bu açılımlara karşı durma ondan. İsteniyor ki verilen “rol”lerden çıkmasın “insan”lar, çıkarlarsa kendileri de birer  “bey”ve “ağa”lıktan çıkıp, birer “insan”a  dönüşecekler ya ondan kaygıları var! Orta sonda bir öğretmenim vardı, okulun kapısını sert kapatmıştı da arkadaşlar “kimdi o kapıyı kapatan” diye sorduklarında bende “Hüseyin Çakan” demiştim diye, adam geri dönüp, sırf  neden “hüseyin bey” değil de “Hüseyin Çakan” dedim diye bana dayak atmıştı.Okulda bir tane “hüseyin bey” yoktu oysa!. Şimdi belki ölmüş gitmiştir bile, arkasından rahmet okumam öylelerinin! Ama bu ülkede bize çocukluğumuzdan beri birer “rol biçildi” ondan diyorum işte. Bu rollerden kurtulup, birer insan olmanın zamanıdır artık.

 

Sanılıyor ki Başbakanlar Karadenizden çıkıyor diye Karadeniz’de yok dışlanmışlıklar. Ülkenin birlik ve bütünlüğünün korunması, nesiller arasındaki bağı koparıp, kendi soyundan, sopundan soğutulup, doğduğu yerin adını değiştirip, yetiştiği yerin adını gurbetten döndüğünde daha sosyetik bulmasıyla sağlanabilir diye düşünenler o protitip terbiyesini verme sevdalılarıdır işte.

 

Yerleşim yerlerinin adı bir defa da değil tam üç defa değiştirilen bir bölgenin insanı olarak çocuklarımıza bir yeri bile doğru düzgün anlatamazken, bizim insanlığımızdan ne çıkar? Önce Haruksa, sonra Dağbaşı ve sonra da Çankaya olmuş bir yerde doğan insan, yeni nesline bunları nasıl izah etsin? İnsanlar, neyi nasıl rahat konuşuyor ve anlıyor ve anlatabiliyorsa bunları onlara çok görmeye hakkımız varmı? Askere gidiyoruz diye ömür boyu “asker” gibi yaşayacagız diye bir kural mı var? Yok gibi gözükse de işte öyle beklentisi olanlar var, oysa asker, askerliğini yaparken bunu bir ücret karşılığında ve profesyonelce yapıyor ama vatandaştan profesyonellik beklemek kimsenin hakkı da değildir, haddine de değildir.Bırakın insanlar, sivilliklerini birer “insan” gibi yaşasınlar. öyle değil mi? Kalın sağlıcakla.

 

Not: Bu yazım aynı zaman da www.karadenizolay.com , www.kuzeyhaber.com , www.24haber.net ve Hizmet Gazetesi’nde yayınlanmaktadır.

Foto Galeri

Henüz Yorum Yok »

Henüz yorum yapılmamış.

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. URI'nin geri izlemesini yap.

Yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmış olmalısınız.

WordPress.com'dan blog alın.