M. Kemal AYÇİÇEK- 20 Nisan 2009
Biliyorum, çok yoğunsunuz. Bu yoğunluk, ülkemizin sorunlu bir bölgede yer almasından kaynaklanıyor. Devlet işleri, elbette bizim gazetelerden ve televizyonlardan izlediğimiz gibi naklen de yürümüyor. Elbette bizler, sıradan vatandaşlar olarak sadece görebildiklerimizle ve yazılan ve çizilenlerle (ne kadarı yansıyor ayrı mesele tabi) sizi izleyebiliyoruz. İş yoğunluğunuzun fazlalığından olsa gerek, makamınız adına yapılan Uluslar arası Bisiklet Turu’nun finaline gidemediniz, sizi orada genel sekreteriniz Mustafa İsen temsil etti.
Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül, İstanbul Sultanahmet Meydanında startını verdiğiniz ve Alanya’da sona eren 1212 kilometrelik 8 etablı 45. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nu İngiltere’nin Barloworld Bianchi Kulübünden Darly Impey kazandı. Startını verdiğiniz andan itibaren Bisiklet Turu’nu izlerken, sizin de zaman zaman izleme fırsatı bulabileceğinizi düşündüm. Biraz empati yaparak belki haddim olmayarak, kendimi sizin yerinize koydum. (Bağışlayın lütfen). Bir Karadenizli olarak, geçen yıl da olduğu gibi bu yıl da TRT’nin çok değerli spikerleri ve yorumcularının anlatımları ile ve de son derece profesyonel çekimleri ile 123 ülkeden de izlenebilen canlı yayınlarından büyük zevk almış, bu yılda aynı heyecanla bu büyük turnuvayı izledim.
Tamda kendimi sizin yerinize koyarak empati yaptığım sırada aklımdan geçenleri izninizle tüm insanlık önünde size de aktarmak isterim;
“Ben cumhurbaşkanı olsaydım bu ülkede, makamım adına düzenlenen bu bisiklet turunu her yıl farklı bölgelerinde yapardım. Her tarafı Cennet gibi olan ülkemizde, tüm bölgelerde olamıyorsa da bu tür organizasyonlara uygun bölgelerde yaptırırdım. Mesela, geçen yılda aynı tur, aynı etap da yapılmıştı. Yine mesela Karadeniz sahil yolu açıldı ve bence bisiklet turu için de son derece uygun bir güzergahtı. Bunun değerlendirilmesini genel sekreter Mustafa İsen’den isterdim”
Sayın Cumhurbaşkanımız Gül, empati yaptığım için belki haddimi aştım, affınıza ve engin hoşgörünüze sığınarak, Karadeniz Sahil yolu’nun açılmasından sonra sizin de Karadeniz Bölgesi’ne bir seyahatiniz olmadı. Biliyorum ki, fırsatınız olmadı ama böyle bir fırsatı oluşturmak zat-ı Devletlerinin bir işaretine hatta şöyle gözünüzü bir de Karadeniz’e çevirmenize bakar. Yok, iki yıldır üst üste aynı etapta Bisiklet Turu’nun yapılmış olmasından sakın ola bendenizin bir kıskançlık duyduğunu sanmayınız asla, öyle bir duygum olamaz. Hamd olsun, ben ülkemin tüm bölgelerine, illerine ve hatta köylerine varıncaya kadar her birerinin benimde köyüm, ilim, bölgem olduğunun bilincindeyim. Yine yanlış anlamayın, makamınız adına yapılan uluslar arası Bisiklet Turu’nun Karadeniz Bölgesi’nde yapılması halinde de alt yapı ve üst yapı ve tesisler açısından da bir problem yaşatacağını sanmıyorum.
Elbette biliyorsunuzdur sayın Cumhurbaşkanımız, Karadeniz Bölgesi’nde de tamda bu günler de tabiat canlanmış, fındıklarımız yaprak açmış, kirazlarımız çiçek açmıştır. Hem artık Meteoroloji Genel Müdürlüğü, artık 99 yıllık hava tahmini de yapabilir hale geldi. Eğer Karadeniz, sürekli yağışlıdır, böylesi bir büyük Organizasyon da bu sporu yapanlar için uygun olmaz diye düşünürseniz, bu spora gönül veren insanların iklim şartlarından çekinebileceğini sanmıyorum. Ben sadece tekrardan kaçınma adına bu kaygımı ve dileklerimi iletmek istedim. Yoksa Karadeniz Bölgesi’nin insanının, sadece Uluslar arası Bisiklet Turu’na katılan sporcuları değil, spor adına Dünya’da yapılan her türlü etkinliğe kucak açan ve de sempati besleyen, ve destek olacak insanlar olduklarını zat-ı Devletlileri de iyi bilirler.
Cumhurbaşkanımız Sayın Gül, evet bölge insanımız turistleri son yıllarda yakından tanıma fırsatı buldu. Onların adına “turist” de dense bizler gibi sıradan insan olduklarını anladı.Geçmişte kaldı bizim insanımızın yabancılara artık “gavur” demesi,şimdi onlara “turist” dendiğini biliyoruz artık. Söz buradayken meramımı anlatmama katkısı olsun diye bizim Santa Harabeleri’nin olduğu vadideki kadınlarımız arasında geçen bir konuşmayı nakletmek isterim.
Sırtında çayır yükü ile giderlerken iki Karadeniz kadını, bölgeye gelen turistlerle karşılaşınca biri diğerine;
- E gizz hav garşidan, gavurlar geliy e gari, gördün mi sen?
- Hani nerden?
- Ahan havu tikten
- Oy nenem oyle da gavur olur mi? Aynı bizum gibi insan.
- Gavur nedur giz, hoş onlar da insan.
Bizim yöremizde “Turist”, “gavur”un Türkçeleşmiş halidir. Halkımız, büyüklerinden dinlediği tüm hikayelerde bunu böyle dinlemiş ve algılamıştı. Ne zaman ki bölgemizden Avrupa’ya Almanya’ya, Hollanda’ya İsviçre’ye, Fransa’ya işçi gönderdik, o “gavur” algımızın yeri de değişti. Bunda bir ard niyeti yok. Kızılan insana “gavur gibi” denirdi. Çünkü bizim bölgemiz de de geçmişte vahşetler yaşandı, Ermeni çetecilerden bölgemiz halkı da çok çekti. Seferberlikte gidenler, geri dönmedi. İşte tüm bunların bir izahı için genelde kullanıldı “gavur” ifadesi. Yoksa şimdi artık eski kuşaklarımız da yeni nesillerimiz gibi, yabancının “Gavur” değil “turist” olduğunu ve onlarında bizden bir farkı olmayan insanlar olduklarını biliyor artık.
Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül, her bir etabında sizin start verirken ki sevgi ve şefkat gösterdiğiniz 45. Uluslar arası Bisiklet Turu, şahsınızın atfettiği önemle 123 ülkede çok güzel çekimlerle izlenmiş ve Türkiye, TRT’nin, İstanbul, İzmir, Muğla ve Antalya valileri ve ilçe kaymakamlarının zekice hazırlanmış süprizleri ile milyonlarca insanın gönlünü fethetmiştir. Bende bundan ülkem adına büyük mutluluk duydum. Teşekkür ediyorum. Aynı duygu ve düşüncelerle önümüzdeki yıllarda da aynı kararlılıkla makamınız adına düzenlenen Uluslar arası Bisiklet Turu’nun Karadeniz Bölgesi’nde de düzenlenmesine olumlu bakacağınız inancıyla bir Karadenizli olarak saygılarımı sunarım.
Sayın cumhurbaşkanımız, lütfen yanlış anlamayınız ben bisiklet sürmeyi beceremedim ve bisiklet sporu ile de seyretmekten başka bir ilgim yoktur. Sadece bende bisiklet sürmeyi çok istedim, süremedim ama çocuklarıma bisiklet aldım ama onlarda benim gibi bir heves görmedim. Belki de bu hasletim oradan geliyordur. Bir defasında bisikletle Terme çayına uçmuşluğum, ve son olarak da Araklı’da yaşlı bir amcanın pardesüsünü bisikletin tekerleklerine sararak düşürmüşlüğüm ve ondan dolayı da son derece müteessir olmuşluğum vardır. Kalın sağlıcakla.
Not: Bu yazım aynı zamanda www.karadenizolay.com , www.kuzeyhaber.com ve Hizmet Gazetesi’nde yayınlanmaktadır.

