M. Kemal AYÇİÇEK – 5 Ekim 2008
Yine gündemi ele geçiren terör saldırısı bu kez Hakkari’nin Şemdinli ilçesi bölgesinde bulunan Aktütün Jandarma Sınır Bölüğü’nün batıdan emniyetini sağlayan Bayraktepe’deki unsurlarına karşı bölücü terör örgütü tarafından Irak’ın kuzeyinden yapılan hain saldırı ile verdiğimiz şehitleri toprağa verdik. Allah, bundan sonra bu millete “şehit” verme acısı yaşatmasın. Bu aziz vatan için can veren kardeşlerimize Allah’dan rahmet, ailelerine de sabırlar diliyoruz.
Şehitlerimiz,
J.Astsb.Çvş. Hasan ÖNAL (2006-M.90, Eskişehir, Bekar) ,P.Uzm.Çvş. Cahit YILDIRIM(1999-P.380, Erzurum, Evli) ,P.Uzm.Çvş. Selçuk CAN (2002 Ulş.581, Osmaniye,Evli),Uzm.J.I.Kad.Çvş. Hasan AYGÖR(2004-1146, Kırıkkale, Bekar) ,Uzm.J.I.Kad.Çvş. Egemen YILDIZ(2005-396, İzmir, Bekar) ,Uzm.J.I.Kad.Çvş. Ozan Onur İLGEN (2005-548, Adana, Bekar) ,J.Uzm.Onb. Rasim ESER (2007-140, Mersin, Bekar) ,P.Çvş. İlhan KÜÇÜKSOLAK(1987-4, Kastamonu) ,P.Er Halil İbrahim ARALIK (1987-4, Kale/DENİZLİ) ,P.Er Muhammet AYDEMİR (1987-4, Artvin) ,P.Er Davut İLBAŞ(1987-4, Siirt), P.Er Ramazan YEŞİL (1987-4, Serik/ANTALYA) ,J.Er Oktay KARAKELLE (1988-1, Bayburt, Bekar) , J.Er Hakkı ARAN(1988-1, Diyarbakır, Bekar),J.Er Çağlar MENGÜ
(1988-1, Ordu, Bekar) aynı karakola yapılan beşinci baskın veya saldırının sonunda şehit oluyor. Bu biraz, normal kafalara sinmiyor. Nasıl olabiliyor diye? Yani hain saldırıdır tamam da bu karakolda daha önce de şehitler vermişiz yani, bu ilk değil ki? Zaafları bilinen bir yer, neden değiştirilmez diye insan düşünmeden edemiyor.
Bir tv kanalındaydı. “Biri bizi gözetliyor” programının adını vererek konuşmuştu eski Genel Kurmay Başkanımız Orgeneral Yaşar Büyükanıt. 18 Aralık 2007 tarihindeydi. Büyükanıt, “Dün gece hiç uyumadım, büyük heyecan içindeydim. TSK, Türk halkına ve bütün dünyaya şu mesajı vermiştir, ‘Kış da olsa, kar da yağsa, mağarada da yaşasalar biz onları bulup vururuz. Artık ‘kış geldi, yaz geldi’ yok. Bu harekatlar her zaman devam edecektir. Amerika istihbarat verdi. Ama istihbarat kadar önemli olan başka bir nokta var. Asıl önemlisi Amerika dün gece, Kuzey Irak hava sahasını bize açtı. Amerika dün gece Irak hava sahasını açarak bu harekata onay vermiştir. İstihbarat açısından da hiçbir sıkıntımız yoktur. PKK artık ayağını denk alsın. Unutmasın ki artık bizim için PKK’nın oradaki kampları ve hareketleri BBG evi gibidir. Yeter ki gidip vurabilme imkanı sağlansın. Oraları artık elimizin, avucumuzun içi gibi biliyoruz.”
Şimdi yukardaki ifadelerle gönlümüzde hakikatli yer edinmiş bir inanç, yeniden zedelendi. O günün Kara Kuvvetleri Komutanı sayın Orgeneral İlker Başbuğ, şimdiki Genel Kurmay başkanımız. O Kuzey Irak’a yapılan hava saldırıları, onca kampın tahrip edilmesine rağmen nasıl olur da yine burnumuzun dibi sayılacak yerden havalı silahlarla yapılan saldırıda can kaybediyoruz? Biz bunları birer sıradan vatandaş olarak sorarken, askerimizin varsa eksiği, elbette bunların da sorgulanması ve de tamamlanması beklentisindendir. O bölge de durup dururken olmuyor tüm olanlar, bunu biliyoruz. Ama şunu da biliyoruz ki, bize dost görünen ve ama o dost yüzlerin arkasından iş çeviren Avrupa Ülkeleri var. Bunlar bugün değil, geçmişte de aynı şeyleri yapıyorlardı. Bakınız;
“Osmanlı Hükûmeti, Zeytun İsyanı’nı bastırması için Mustafa Remzi Paşa’yı gönderdi. Zeytun kazası çevresindeki Ermeniler temizlenince asiler kaza merkezine sığındılar. İngiltere, Fransa, İtalya, Rusya, Avusturya ve Almanya gibi altı devletin müdahalesi Zeytun’daki Ermeniler ile devletin anlaşması sağlandı. Osmanlı Devleti Avrupa devletlerinin baskısı ile Zeytun’da genel af ilan ederek; silahların teslimi, yabancı komitecilerin gönderilmesi, birikmiş vergi borçlarının af edilmesi, mevcut vergilerin hafifletilmesi ve ıslahat yapılmasını içeren tavizler vermek zorunda kaldı. Bu durum Zeytun Ermeni isyancılarının daha da şımarmalarına neden oldu.” deniyor. Şimdi yapılanlar da bir şimarmışlığı göstermiyor mu? Kahramanmaraş tarihindeki Osmanlı dönemi kısmında. Yukarda adı geçen devletler, Türkiye’de halkın vicdanında temize çıkmış değillerdir.
Elbette bu işin uzmanları, konunun önemine binaen gerekli tedbirleri alacaklardır. Elbette siyasetçiler, Hükümet üyeleri ne gerekiyorsa bunu yapacaklardır ama yapılacak olan her ne ise artık bir daha bize böylesine acıları yaşatmamak üzere tedbirler olmalı. Şimdi sayın cumhurbaşkanımız Abdullah Gül de bir söz verdi. “ne pahasına olursa olsun bu işin arkasındakiler, katkıda bulunanlar, yardımda bulunanlara bunun hesabı sorulacak” diye. Ama bu ifadeler, aynı makamlarca yıllardır her defasında söylenmedi mi?
Bu ülkeyi kardeş kavgasına sürüklemek için yabancı mahvillerin işbaşında olduğunu unutmadan, bu ülkede birlik ve beraberlikle aşılamayacak sorun yoktur. Ama bu bilinçle ülkenin iç ve dış politikalarını dizayn ederken, iktidar ve muhalefetin elele vermesi ve köklü çözümleri birlikte üretmeleri gerekir. Sen-ben kavgalarından sıyrılmanın, yek vücut olmanın ve ama birbirini dinleme, saygı ve sevgi içinde de birlikte hareket edebilme medeni nezaketini gösterme ve yerine getirme zamanıdır.
TBMM’nin 23 dönem çalışmalarına başlamasıyla bu uygar ve medeni ilişkileri geliştirerek ülkemizin acil sorunlarına el atması zamanıdır. Ülkeyi germeyecek, geri götürmeyecek çağdaş insanların ve günümüz Dünyasını tam anlamıyla okuyacak ve de dünya insanlığına örnek oluşturacak bir Anayasa için çalışılmalıdır. Yeni yasama döneminde kavgalardan çok uzlaşma içinde varsa yasal aksaklıkların giderilmesi için azami gayret ve de fedakarlık bu milletten esirgenmemelidir. Ama burada en büyük sorumluluk şüphesiz iktidar partisi ve grubuna düşmektedir.Onların da aynı duyarlılıkla hareket edeceğine inanıyorum. Kalın sağlıcakla.
Not: Bu yazım aynı zamanda www.karadenizolay.com ve www.kuzeyhaber.com da yayınlanmaktadır.
