M. Kemal Ayçiçek – 21 Nisan 2006
Ne oldu şimdi? Yargı mı siyasallaştırmış, yoksa siyasal mı yargısallaştırılmış oldu? Anlam kargaşası değil mi? Eh “ hukuk siyasallaştı” diye çanak tutulursa, kalkar birileri de onun tersini söyleyebilir? Yani “hayır hukuk siyasallaşmadı, siyasal hukuklaştı” diye, öyle değil mi? Bu ne lahana turşusu şimdi? Bu nasıl hukuk, bu nasıl anlayış bu nasıl bir karar, nedir bu böyle?
Anlamışsınızdır sanırım şu Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından Van Savcısı Ferhat Sarıkaya’nın görevden ihraç edilmesinden söz ediyorum. Ne yapmıştı Savcı Sarıkaya, Şemdinli olaylarıyla ilgili bir iddianame hazırlamıştı ve bu da kamuoyunda çok tartışılmıştı.O iddianamede bazı üst düzey askerlerden de söz ediliyordu. Ne oldu şimdi? O iddianame “güme” mi gitti? Çünkü dava açıldı ve mahkeme tarihi de verildi ama bir iddiayı ortaya atan kişi, görevden el çektirildi, hem de artık Avukatlık bile yapamayacak halde,ihraç edildi. Şimdi empati yapıp, o savcının yerine kendiniz koyun ve o süreci bir gözden geçirin bakalım vicdanınız size ne diyecek? Veya başka bir yerde savcılık yapsanız ve orada herhangi bir olay olsa ve siz iddianame hazırlarken, o yerin askeri erkanının başındaki kişiye tel açıp, “alo efendim, acaba filanca şahsı tanıyor musunuz ve acaba ‘iyi çocuk mudur’, dava açacaktım da” mı diyeceksiniz? Gülüyorum ben, hem de çok gülüyorum!
Benim bir amca oğlum var. Benden sekiz yaş büyüktür. Biraz saf yanlıdır. İyi niyetlidir. Sabırlıdır, çok iyidir. Bir kızı vardı. Üç yaşlarında falandı kızı. Onunla birlikte ilçeye yaya gidiyoruz, sohbet ediyoruz da bu arada. Konuştuk epeyce ama artık konuşacak bir konumuz da kalmadı. Bari birkaç soru sorayım dedim, evleneli dört yıl olmuştu, bir kızının da var olduğunu biliyorum. Sordum dedim ki, “Abdullah abi çoluk çocuk nasıl, iyiler mi?” iyi olduklarını söyledi. Sonra da ben “başka çocuk var mı niyetin de, ya da yolda” diye sordum. O da bana , “yok onu baba bilur” dedi. Elbette böyle bir cevap beklemiyordum ama öyle dedi. Şimdi bu ülkede savcıların görevlerini yaparken açacakları davalar için de acaba bundan sonraki cevapları ne olur? “baba bilur” mu diyecekler merak ediyorum!
Bu ülkenin zencilerinden söz edilirken işte anlatılmak istenen asıl olaylar bunlardı. Bu ülkenin sürekli garipleri vardır ve birileri, bu gariplerin tepesine binerek yaşam sürerler. O zenciler, aşağılarda hep hak-hukuk, adalet, eşitlik, özgürlük emziğini çiğner durur! Daha doğrusu çiğnetilir. Ha bundan sonra yarınlara bakarken, bugün bu kararları duyan çocuklar, ülkenin yarınına nasıl sağlıklı bir “gelecek” diye bakabilirler? Danıştay, bir günde 4 ayrı kararda adeta bir “tıkaç” görevi yaparken, üstlenilen bir vazife nasıl olur da başarıya gider?
Evet Türkiye’de değişen bir şeyler var ama bunların hazmedilmesi için zamana gereksinim var galiba, öyle her değişen yasanın tam anlamıyla yürürlüğe girmesi için biraz daha ekmek yiyeceğiz anlaşılan! Peki bu kararı veren kurul kimlerden oluşuyor? Yedi kişilik Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun bir üyesi Adalet Bakanı, diğeri Adalet Bakanı Müsteşarı ve diğer 5 üyesi de Cumhurbaşkanı tarafından atanan üyelerden oluşuyor! Bu yapıyla Türkiye’de siyasallaşan hukuk mu oluyor yoksa siyasallaşan ATAMA’lar mı oluyor? Bunun cevabını herkesin vermesi gerekir. Kimse uzanamadığı ciğere “pis” deme kediliğine bürünüp, ortalığı bulandırma senaryolarından kendine edinimler elde etmeye çalışmasın!
Tüm olumsuz senaryolarla bu ülkede dirlik ve düzeni bozma gayretinde olanlar şunu bilmeliler ki, Türkiye artık okur yazarlık oranı düşük hasolar-memolar ülkesi değil! Herkes, neyin ne olduğunun en ince ayrıntılarına kadar nasıl geliştiğini ve nerden kaynaklandığını ve hatta hangi olayların arkasında nasıl hintoğlu hintliklerin yattığını kolayca öğrenebiliyor ve öğrenecek! Belki eski ve geçmişte kalmış bir takım perde arkası oyunlarla bu ülkenin kaderinde söz sahipliğine soyunmuşlar, bugün ki gelişmelerden rahatsızlık duyuyorlar ve geçmiş günlerin özlemiyle yanıp tutuşuyorlardır ama yok, eski eskidir artık. “Dün dündür bugün bugündür” mantığının arkasına sığınıp, alicengiz oyunlarının miyadi dolmuştur. Bunun bilinmesi ve hazmedilmesi gerekir. Sizce de öyle değil mi? Kalın sağlıcakla.

