Adalet ne ki?
M. Kemal AYÇİÇEK- 6.6.2004
Neymiş ki Adalet?
Hem nerden çıktı şimdi bu Adalet?
Ne demek istiyorum değil benim bu kavramdan ne anladığım ve sizlerin de ne anladığınızı sorgulamak istedim sadece.
Bence diyeceğim Adalet şudur, sizde kendinizce Adalet’in ne olduğunu kendinize sorar ve kendi adaletinizi kendinizde bir tescil etmiş olursunuz.
Olur ya birisi sorar falan, nemelazım demeyin de burada bir vesileyle buna azıcık kafa yoralım, kötü mü olur yani?
Adalet,”hak”ın, hak edenler arasındaki eşit dağılımıdır.
İnsanın erkek ve kızı arasında mirasını eşit dağıtmasıdır.Kızı ve oğlu arasında veya diğer insanlarla ilişkilerinde de adil olması, o kimsenin “adalet”li bir insan olduğuna yorumlanır.
Adil insan, Hak yemeyen, hakları gözeten adil kimsedir.
Fındık’ta randuman ölçümleri, üreticiler arasında ürünün kalitesine göre fiyatın adaletli paylaşımı içindir.Bu çay alımlarında da, diğer tarım ürünlerinde de “hak” edene en iyi ücretin verilmesini sağlayan birer “adalet” ölçüleridir.
Tüm bunlar benim yorumum tabi.Ama Adalet’in salt, tek bir yorumu da maalesef olmamıştır ve bugün ülkemizde de sanırım bu farklı yorumlar nedeniylede Adalet kavramı noktasında maalesef yöneten-yönetilen noktasında aşamadığımız zaaflarımız var.
“Temel Britanica” Ansiklopedisi’ndeki “Adalet” tanımına bir göz atalım;”Adalet, genel anlamıyla hakka uygunluk,haklı ile haksızın ayırt edilmesi demektir.bu anlamda hem bir durumu, hem de insanların davranışlarını tanımladığı için ahlak ve din kurallarıyla da ilişkilidir.Adalet,bir kavram olarak,insan davranışını ahlak açısından inceleyen ve eleştiren bir düşünceyi de içermektedir.
Kutsal kitaplarda adil olmaya ve yöneticilerin adil karar vermelerine ilişkin bölümler vardır.Üstelik ilkçağlardan bu yana düşünürlerin en çok ilgilendikleri kavramlardan biri de adalet olmuştur. sözgelimi Platon adaleti en yüce erdemlerden biri,insanın ve devletin temel davranış kuralı olarak tanımlamıştır.Aristo da eşitlik kavramından yola çıkarak, bir hukuk düzeninin güçsüzleri koruduğu ölçüde adaletli olabileceğini ileri sürmüştür. 18.yüzyılın aydınlanma Çağı düşünürleri ise “doğal hukuk” kavramına yer vererek, hukuka ve hukuksal eşitliğe uygunluğu adalet için yeterli saymışlardır.Yüzyıllar boyunca toplumlar değişirken adalet kavramı da değişmiştir.
Eskiden olduğu gibi bugün de hukuk düzeni ile adalet kavramı tam anlamıyla örtüşmez.Daha dar bir anlamı olan hukuk adaleti sağlamakla yükümlüdür, ama her zaman adil olmayabilir.Çünkü hukuk düzenini oluşturan yasalar uygulamada esnekliğe yer vermez.Bu durum zaman zaman adaletsizliğe yol açtığı için, yargıç bir olaya yasaları uygularken adalete uygunluk ilkesini de gözetir.Böylece, yasaların katılığını uygulamada düzeltmeye ve adalete daha çok yaklaşmaya çalışır.
Örneğin herkesten kazancıyla orantılı olarak alınan gelir vergisi adil bir vergidir.Oysa kişinin gelir durumuna bakılmaksızın tükettiği herhangi bir maldan(Örneğin şakerden) alınan vergi adaletsiz sayılabilir.Çünkü bu vergi karşısında herkes eşit sayıldığı için zengin ile yoksul eşit oranda vergi ödemiş olur”
Günümüzde de bu kavramsal karışıklıktır ki, farkli mevkilerde farklı yorumlanıp,mesela İmam-Hatip’ler bahane edilerek, tüm meslek liseleri öğrencileri de Adaletsizliğe mahkum edilmişlerdir.Şu kanun, bu yönetmelik vs. denilerek, sözde Hukuk Devleti’nde hak ve hukuk gözetilmemiş ve milyonlarca insan mağdur edilmişlerdir. Tıpkı fakir ile yoksulun şeker vergisini ödüyor olmaları gibi bir durum doğmuştur.Bu YÖK Kanunu tartışmaları, maalesef bu minval üzerinden haksız,eşitsiz,Adalet kavramından çok uzak,insafsızca işlenmiş ve sözde Demokrasi ile yönetilen bu ülkede olay rejimsel saçmalıklara da dökülmüş ve gençlerin “ADALET” kavramına olan saygısı ve inancı yitirilmiştir.
Tüm İmam-Hatiplilerle birlikte, meslek liseliler de “kurunun yanında yaş” misali, gelecekleri karartılmış ve yakılıp yok edilmiştir. Bunu o gençlere reva görenlere, sebep olan ve yok yere yaygara koparan ve Adaletin tecellisine taş koyan herkese, emeği geçenlere binlerce kez yazıklar olsun! Hak ve Hukuk, eşitlik ve Adalet kavramlarını da sırf kendi çıkarları için algılayıp kullananlara da yazıklar olsun.” Hep bana rab bana” diyenlere de binlerce kez yazıklar olsun. Adalet’in Mülkün Temeli olduğunu bilip de bilmemezlikten gelenlere, bilip de unutanlara,bilip de uygulamayanlara da yazıklar olsun.
Kalın sağlıcakla.
Not : Bu yazım aynı zamanda www.karadenizolay.com ve www.kuzeyhaber.com da yayınlanmaktadır

